Mert Tünay – 2014

Mert Tünay, adını hiç duymamış olsak bile yaklaşık 15 yıldır hayatımızın içinde olan bir müzisyen. Teoman, Demir Demirkan, Deniz Arcak, Sertab Erener, Pamela Spence gibi hep dinlediğimiz isimlere söz, müzik, düzenleme ve remiksler yaptı… Ama onu daha çok reklamlardaki işleriyle dinledik. Yıllar boyunca reklam müzikleriyle bolca ödül kazandı. ODTÜ Kimya mezunu olmasına rağmen TÜ-MIAM’da ses mühendisliği dalında yüksek lisans ve doktora yapmış. Yani adeta “İstersen yaparsın” tarzında, yürüyen bir reklam sloganı adam. Ama sadece bu kadar değil. Mert’i Taksim gece hayatından da tanımak mümkün. “Şeytan tüyü var” denilen adamlardan.

02 Haziran 2014 – Habertürk

Single çıktıktan sonra 1 seneye yakın ara vermenin sebebi neydi?

Single geçen yıl nisan ortasında çıkmıştı. Hemen ardından Gezi olayları patladı. Ekim ayında albüm çıkarmaya hazırdım ama o arada yeni şarkılar yaptım. Öyle olunca eskilerin de üstünde oynamalar yaptık, derken baştan albüm yaptık ama problem değil. Hem Gezi’ye de feda olsun.

 

Gezi müzikal anlamda seni daha çok etkilemiştir, daha sert bir şeyler çıkar diye tahmin ediyordum…

 Gezi olayları ve devamındaki süreç beni sertleştirmedi hatta aksine yumuşattı. Bu yaşımda, dünyanın tanıdığımdan daha acımasız olduğunu fark ettim. Daha yumuşak ve uzlaşmacı bir üslup takınmanın daha iyi olduğu sonucuna vardım. Bu asla “Sokağa çıkmayalım” demek değil. Sokağa çıkalım ama gülerek çıkalım.

Karşımızdakiler aynı şekilde yaklaşmayınca güler yüzü korumak nasıl olacak?

Güleryüz ve uzlaşmadan kastım, canımızı yakanlarla uzlaşmak değil. Onlarla uzlaşılmayacağı belli. Ama oy veren herkesle uzlaşmaktan, işin insani bir boyutunu yakalamaktan bahsediyorum. Artık her işte, her konumda daha akıllı ve uzlaşmacı olmalıyız.

 

‘SEVİYORSAN ‘HE’ DİYECEKSİN’

Şarkı yapma sürecin nasıl işliyor?

Önce terk ediliyorum! Bir formülüm yok. Bazen bir söz geliyor aklıma, onun üstüne melodi örüyorum. Bazen de ikisi birlikte geliyor ya da önce beste geliyor…

O zaman bu albümde kaç terk edilme var?

4 ayrılık var. “Taş” Hrant Dink ile ayrılık, “Sokaklar” da Gezi’de kaybettiklerimizle ayrılık. Öncekiler aşk acısı, bunlar can acısı… Gerçi çok aşk acısı da yok, aşk acısı denen şeyi sevmem.

Ama belli ki seni besliyor…

 Uzatmayı sevmem. Bütün eski sevgililerimle de aram hâlâ iyidir.

Arkadaş kalmayı nasıl beceriyorsun?

Arkadaş kalmıyorum ki, onlar hep benim sevgilim. Sadece sevişmiyoruz.

Onların hayatına yeni biri girdiğinde kıskanmıyor musun?

O çok tuhaf bir duygu. Adı kıskanmak değil. Mutlularsa kabulleniyorum. Eğer mutsuz olduğunu hissedersem, birlikte olduğu herifin ağzının ortasına bir tane patlatasım geliyor.

Kadınlar hakkında bildiğin en iyi şey ne?

Kadınları anlamaya çalışmayacaksın! 10 aydır bir kedim var. Kız. İlk kez kedim oldu. Çok şey öğretti bana. Kadını seviyorsan “He” diyerek geçeceksin.

Bu erkekler için de geçerli…

 Yok, erkekler kolay yaratıklar.

O zaman kadınlara erkekler hakkında verebileceğin en iyi ipucu ne?

Ben nasıl bir kadına kedi muamelesi yapıyorsam, kadınlar da erkeklere çocuk muamelesi yapsa… Hani sokakta çocuğuna “Koşma evladım” diye bağıran anneler vardır ya. “Koşma” denmez çocuğa. Bu çocuk, koşacak sonuçta. Zaten ömür boyu koşmayacak ki!

Ne yani erkek koşarken biz durup bekleyecek miyiz? Bizim hayatımız ne olacak?

Yok, öyle değil. Mesela adam oyun oynamayı seviyor, kızma, bırak oynasın. Nasılsa sıkılacak…

 

‘AŞK ACISINI UZATMAMALI’

Bir anda ortadan kaybolan erkekler sorunsalı var. Her şey güzel giderken yok olan adamların sırrı ne?

Aslında sana karşı o kadar da ilgili değilmiş demek ki.

Bu kadar basit mi?

Evet. Ben çok prototip erkek modeli değilim. Arkadaşlarım benimle dalga geçer hatta. “Sende liseli kız kalbi var” derler. Bir yandan da böyle düşünmeyen çok kadın vardır. Olsun, onları da seviyorum. Kadınları seviyorum. Kadın olmayan dünya mı olur? Kadın olmayan dünyada niye müzik yapayım? Öyle bir dünya olmasın.

Kadın-erkek dünyası çözülemeyecek sorularla dolu…

Aşk acısını uzatmamayı öğrendiğin anda daha çekilebilir oluyor hayat.

Onu nasıl öğreniyorsun ki?

Ben işime veriyorum kendimi… Şarkı yazıyorum.

 

‘Beren prenses gibi bir kız’

Yaptığın konserlerde, senin adından çok ünlü arkadaşların konuşuluyor. Bu durumun onca emeğinin önüne geçmesinden, farklı beklentiler oluşturmasından korkmuyor musun?

Hayır. Bu dünyanın birtakım kuralları var. Benim hiçbir zaman “Bir barda köşede çalarım” düşüncem olmadı. Konserlerin dolu olsun istiyorsan tanınan bir insan olman gerekli. Bunun da kendince kuralları var. Magazin haberlerinde yanımda hep Kenan Doğulu vardır. Haliyle Beren Saat de. Beren zaten bütün Türkiye’nin tanıdığı, oturmayı kalkmayı bilen, iyi bir eğitimi olan, prenses gibi bir kızdır. Kenan da Türkiye’nin en önemli müzisyenlerinden biri. Ve benim çok sevdiğim bir arkadaşım. 20 sene boyunca Türkiye’nin en önemli 2 starından biri olmak kolay değil. Çok saygı duyduğum biri olduğu için elbette ki Kenan’ın adı benden önce geçecek. Başımın üstünde yeri var. Yan yana olduğumuzda hiçbir zaman Kenan’ın adı benimkinden sonra geçmeyecek ki…

***** Mert’in ‘Güzel’ albümü için yaptığımız röportaj burada

953508_detay

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s