Chris Pratt

O park kapılarını 22 yıl sonra yeniden açıyor

Bu kez Jurassic World filmi ile dinozorları hayata döndüren dev yapım; insan eliyle üretilen bir dinozorun baş rolde olduğu, Chris Pratt ile Bryce Dallas Howard’ın dinozorlara eşlik ettiği bir film. Filmi herkesten önce Paris galasında izledik ve oyuncuları ile buluştuk

07 Haziran 2015 – Habertürk

Paris’te, 1925 yılından kalma bir binada, Le Bristol Hotel’deyiz. Bir gece önce Jurassic World filminin galasının yapıldığı Mercedes showroom’unun da bulunduğu meşhur Champs Élysées’ye sadece 5 dakika uzakta. Gala için kurulan özel alan ve serilen kırmızı halının çevresi daha gündüz saatlerinde onlarca kişi tarafından çevrelenmiş, çoğunluğu Chris Pratt hayranı olan genç kızlar çığlık atmak için hazırola geçmişti.

Gala başladığında filmin başrol oyuncuları Bryce Dallas Howard ve Chris Pratt’ı takiben filmin önemli yan rollerinden birinde olan ünlü Fransız oyuncu Omar Sy, kocaman gülümsemesi ile göründü. Bu adamı bir yere yazın. Fransa’daki ünü tüm dünyaya yayılacak yakında. Önümüzdeki cuma Türkiye’de de gösterime girecek olan Jurassic World, yine olağanüstü efektlerle dolu. Her saniye o kadar hareketli ki, filmde göze çarpan hataları görmezden geliyor insan. Hatta hemen gidip bir Jurassic Park tişörtü almak istiyor. Eh tabii, filmle ilgili ürünler de hemen kendini göstermeye başladı. Filmin yapımcılarından Patrick Crowley de filmler kadar tanıtım ürünlerinden de kazandıklarını hatta bazen bu kazancın filmin gişesinden fazla olduğunu söylüyor.

Bu tanıtım çılgınlığının bir örneği olarak ikram edilen Jurassic World pastamın bir kısmı dinozorlar tarafından ısırılmış gibi görünüyordu. Filmin oyuncuları ile sohbete başlamadan önce ben pastamı yedim ama başroldeki güzel Bryce Dallas Howard röportaja aç gelmişti. Biz konuşmaya başlarken süitin kapısı çalındı, bir garson şık bir sunumla Bryce’ın yemeğini getirdi. Orta-iyi pişmiş biftek. “Bunu yazmayacaksın değil mi?” dedi ama yazacağımı da iyi biliyordu!

1993-2015

İlk Jurassic World filmi 1993 yılında yayınlandı ve gişe rekorları kırdı. Michael Crichton’un 1990 tarihli romanından esinlenerek yapılan Steven Spielberg’ün yönettiği, Universal Pictures imzalı filmin başarısı sinema sektöründe dengeleri değiştirmişti. Spielberg yazardan ikinci kitabı yazmasını istemiş, 1997’de ikinci film gelmişti. 2001’de üçüncü film çekilirken Spielberg artık yönetmen değil prodüktör koltuğundaydı. Jurassic World bu dev bütçeli serinin 4. filmi. Büyük bir olasılıkla son da olmayacak.

Bryce Dallas Howard: İlk filmden bu yana çok şey değişti

■ Film boyunca topuklu ayakkabı giyiyorsunuz. Çamura girdiniz, koştunuz, dinozorlardan kaçtınız. Superman’in pelerini bile yırtılırdı, sizin topuklar dayandı…

Çekimlerde ben de aynı şeyi düşündüm. Bu kadın hiç mi ayakkabısını çıkarmayacak? Sonuçta kıyafetini biraz değiştiriyor, adrenaline hazır hale geliyor. Filmin sonunda saçları kabarıyor, yüzü gözü çamur içinde kalıyor. Ama o ayakkabılar ne kadar tehlikeli olsa da kalıyor. Çünkü karakter bunu gerektiriyor. Claire Dearing ne olursa olsun topuklularla gezecek, maratona bile topukluyla katılacak bir kadın. Başta zordu ama bir süre sonra topuklu ayakkabıyla koşmaya alışıyorsun ve spor ayakkabı kadar rahat geliyor. Belki de filmin sonunda Claire gibi hissetmeye başlamışımdır.

■ Uzun zamandır sinemaya ara vermiştiniz. Bu filmde yer almayı nasıl kabul ettiniz?

Senaryoyu okumadan gözüm kapalı “Evet” dedim. Çok büyük bir Jurassic Park hayranıyım. 12 yaşındayken ilk kez sinemada, ilk haftasında Jurassic Park’ı izleyişimi hatırlıyorum. Yönetmen Colin ile konuştuktan sonra bu film ile ilgili detayları öğrendim ve ilk 2 filmin mirasını iyi taşıdığını öğrendim. Oynadığım rolün nasıl biri olduğunu sorup duruyordum Colin’e. O da bana her seferinde “Senin gibi biri” diyordu. Ben de “Bu adam beni daha tanımıyor ki nasıl biliyor?” diyordum. Sonra anladım ki çok haklıymış. Ben de inandığım şeyi savunan kişilerdenim.

■ Aileler çocuklarının bu filmi izlemesine izin vermeli mi?

Benim ailem çok katıydı ama yine de +13 olan Jurassic World’ü 12 yaşımdayken izlememe izin vermişlerdi. Her ebeveyn kendi çocuğunun korku eşiğini bilir.

■ Gerçek bir Jurassic Park olsaydı çocuklarınızı götürür müydünüz?

Hayır, hayır, hayır! Çünkü Jurassic Park filmlerini izledim ve orada neler olabileceğini biliyorum! Ama kesinlikle ben o parka giden ilk kişilerden biri olurdum.

■ Neden yeni bir Jurassic filmi gerekliydi sizce?

Aslında filmde bir cümle var: “İnsanlar dinozorları yeterince gördü.” O yüzden şimdi yeni bir şey gerekliydi. İlk filmden bu yana çok şey değişti. Ama hayatımız böyle. Şimdi herkes “en yeni”nin peşinde. Bütün reklamlarda buna maruz kalıyoruz mesela. Markalar çıkıp “İşte en yeni, en iyi bilmem ne” diyor; 3 ay sonra çıkıp “En iyi bilmem ne karşınızda” diyerek başka ürünü gösteriyor. Eh peki bir önceki iyi değil miydi? Bir şeye karşı gösterdiğimiz ilginin süresi her gün azalıyor. Filmdeki hikâye de bu zaten. Çünkü sürekli en iyiye sahip olmak istememizin sonuçları da olacaktır…

Chris Pratt: Hayvanlar bizim için var

Chris Pratt (36) kaslı vücudunu ortaya seren daracık gömleği ve gözleriyle uyumlu mavi yeleği ile odaya girdiğinde bir an için yanlış yerde olduğumu düşündüm. Çünkü Guardians of The Galaxy’de de Jurassic World’de de ter içinde savaşırken rahat giysilerle, saçı başı dağılmış olan Chris Pratt’ı karşımda bu kadar iri ve temiz ve sakin ve fazla şık görmek tuhaftı. Ama 2 filmde de olan “okulun kendinden emin yakışıklı oğlanı” havası yine üstündeydi. O, yeni neslin oyuncularından biri. Teknoloji, efekt ve yeşil ekran oyuncusu. Başrolde olduğu ilk 2 büyük filminin çoğunluğunun yeşil ekran önünde geçtiğini düşününce onun oyunculuğuna başka bir gözle bakmak gerektiğine karar veriyorum. Ve fakat o çok yakışıklı, çok havalı, “Bak kas da yaptım, nasıl olmuşum” hali onun bir Brad Pitt olmasını engelleyecek özelliği olabilir. Fiziksel olarak Pitt ile kıyaslanıyor olsa da… Röportajımızın kırılma noktası ise hayvanlarla ilgili farklı düşüncelere sahip olduğumuzu gördüğümüz andı.

■ Colin’in ilk filmi “Safety Not Guaranteed”i (Zaman Yolcuları) izlemiş miydiniz?

Evet, çok iyi yönetilmiş bir filmdi o. İçinde her şey olan bir filmi iyi göstermek zordur. Romantizm de var, aksiyon da. Ne olduğunu bilemiyorsun. Bir arada olmasını beklemeyeceğiniz malzemelerle iyi yemekler yapabilen şefler vardır ya. “Bu ne şimdi?” dersiniz içindeki malzemeleri okuyunca ama tadına bakınca “Aşırı iyi” dersiniz.

■ Siz nasıl bir malzemesiniz?

Taze ve lezzetli bir malzeme!

■ Bu film size ilk geldiğinde ne düşündünüz?

İyi bir yapım olacağına ikna olmadan önce çok heveslenmemiştim. Senaryoyu okuduktan sonra çok heyecanlandım çünkü bu, parka bambaşka bir bakıştı. Motosiklet süren, yırtıcı hayvanları eğiten birini oynayacaktım. Ama başta, “İlk Jurassic Park yeterince iyiydi, niye yenisini yapıyorsunuz, mahvetmeye gerek yok” demiştim. Bence filmin adı ne olursa olsun seyirciye yeni bir zenginlik getirmek gerekli. Madmax, Batman, Lego Movie gibi yapımları düşünün. Sonuçta insanlar bu filmlerde ne olacağını biliyorlar. Ama yine de bu filmler orijinal bir şey sunuyor.

■ Gerçek hayatta hayvanat bahçelerinde, eğlence parklarında tutsak edilmiş hayvanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda kişisel görüşüm şöyle: Katil balinalar gibi hisseden, düşünen, zekâsı gelişmiş dev hayvanların şovlar için tutsak edilmesi çok acımasızca. Ama hayvanat bahçelerinin harika olduğunu düşünüyorum. Hayvanların bizim olduğuna ve onları istediğimiz gibi kullanabileceğimize inanıyorum. Mesela ilaç yapımı gibi insanlar için, insanlık için faydalı işlerde kullanılmaları gerekli. Bu yüzden varlar. Tabii ki hayvanlara eziyet etmekten, acı çektirmekten yana değilim. Ama düşününce hayvanlar âlemi de güllük gülistanlık bir yer değil. Bir zebranın doğada çok da mutlu olduğunu sanmıyorum. Düşünsene sürekli tetikte. Sürekli onu kovalayan bir aslan var. Hayvanlar âlemi acımasız.

■ Bir hayvanı gerçekten öldürebilir misiniz?

Utah’da sıkı bir avcıydım. Yiyeceğimiz hayvanları öldürüyorduk. Bir keresindeyse az daha büyük bir geyik tarafından öldürülecektim. Çok küçük bir silahım vardı, tek atışlık. Ormanda yürürken devasa bir geyiğin ileride durduğunu gördüm. Arkasında güneş parlıyordu ve muhteşem görünüyordu. Yakından bakabilmek için dürbünümü çıkardım. Sağa baktım yok, sola baktım yok ve aniden bir nefes sesi duydum. Dürbünü indirdim, geyik karşımdaydı, çok öfkeli görünüyordu. Aşırı büyüktü ve kızgındı. Silahım geyiği vurmak için yeterli değildi. Kuzey Amerika’da çok fazla insan geyikler tarafından öldürülmüştür. Geriye doğru bir adım attım, o da ileriye doğru attı. Korkudan ölüyordum. 2-3 adım daha böyle gitti. Sonra hızlıca 1-2 adım bana doğru geldi, sonra burun kıvırıp gitti. Sanırım beni yeterince korkuttuğundan ve onun için bir tehlike oluşturmadığımdan emin olunca gitmeye karar verdi.

■ Avcılık deneyimleriniz bu filmin çekimlerinde faydalı oldu mu?

Evet, aslında küçük yırtıcı dinozorların kafesinde olduğum sahneyi o geyikle karşılaştığım sahneyi hatırlayarak canlandırdım. Orada da ben bir adım geri atıyorum, dinozorlar bana doğru bir adım atıyor…

NOT: Chris Pratt ile ilk kez Guardians of The Galaxy filmi için röportaj yapmıştım. Enerjik yapısı ve müziğe, sinemaya tutkusu gerçekten takdir edilesiydi. Fakat bu ikinci röportajımızda biraz fazla böbürlenen bir Chris Pratt vardı. Ama beni bitiren olay geyik avını anlatırkenki mutluluğu, gururu ve heyecanıydı… Sırf spor olsun diye hayvan öldüren bir insana hayran olmam pek mümkün değil artık maalesef. Onun da çok umrundaydı 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s