Özge Fışkın

Özge Fışkın, sesinin gücünü ya da güzelliğini popülerleşmek için kullanmayan, emin adımlarla ilerleyen bir müzisyen. 3’üncü albümü çıkarken belki hâlâ “Sertab Erener’in vokalisti” olarak hatırlanabilir ama o “Her Şeyin Bir Zamanı Var” derken onu gerçekten tanımanız için doğru zaman olduğunu anlatıyor

28 Mart 2015 – Habertürk

Ankaralı arkadaşların gençlik aşkı (Fender Blenders adlı grubuyla Ankara’nın en sevilen gruplarındandı Özge Fışkın), İstanbulluların çarşamba gecesi vazgeçilmezi… Özge Fışkın, sahnede devleşen, minicik kadınlardan biri… Kendini kadın olarak güçlü hissetmek istersen gidip onu Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde dinlemelisin. Çıkarken daha iyi hissedeceksin. Bunu bilerek evine gittim. Rengarenk, huzur dolu bir ev. Ağzınızı sulandırmak istemem ama sehpada kendi elleriyle yaptığı kıymalı börek, vişneli kek, mis gibi çay. Affedersiniz, konumuz müzikti değil mi? Ama Özge Fışkın’la bir çay içip röportaj yapmak hem müziğin hem hayatın derinine inmek demek. Üstelik, rocker elinden enfes börek eşliğinde.

Sahnede yıllardır “rocker” bir kadın var… Kim bu kadın? 

Bu rocker olma hali bir tavır. Söyleyecek lafı olan müzisyenlerin yüzmeye çalıştığı bir kulvar rock. Gençliğini 90’larda geçirmiş biri olarak rock müziğin yeşerdiği güzel yıllarda büyüdüm. Ankara’da yabancı şarkıların cover’larını söylüyordum. Kendi müziğimi yapma hayalleriyle İstanbul’a geldim, yıllar geçti o gelişin üstünden.

Sertab Erener ile tanışmanız nasıl oldu?

Ankara’dan buraya geldiğim zaman hemen albüm yapmak gibi bir fantezim vardı. Önce şehre adapte olmam, pişmem gerekti. Sertab’la Ozan Doğulu vasıtasıyla tanıştım. 5 senelik, çok doğru zamanda, doğru bir iş oldu. Ünlü bir isme vokalist olursan hemen kendi albümünü yaparsın gibi düşünülüyor ama alakası yok. Çok kolay bir iş de değil. Bambaşka bir meslek. O yüzden baya sindirerek geçirdim o süreyi. Çok büyük sahnelere çıkma, yurtdışında çok önemli festivallere gitme, çok iyi bir müzikal çevre geliştirme şansım oldu. 2007’de ilk albümüm çıktı.

‘İSTANBUL’A BU ALBÜMÜ YAPMAK İÇİN GELMİŞTİM’

İş hayatında kadının kadına verdiği zarardan büyüğü yok. Hele ki sanatta, egoların fazla büyük olduğu bir yerde, 2 kadın birlikte nasıl çalıştınız? 

En ufak bir sıkıntı yaşamadım. Yapacağım işin tanımı çok belliydi. Ben de o işi en doğru şekilde yapabilmek için çok çalıştım. Nerede durmam gerektiğini çok iyi biliyordum. Sertab da çok disiplinli çalışan bir müzisyen. Ama dediğiniz doğru, bence bu ego meselesi, kişilerin kendileriyle olan ilişkilerini halledememesinden kaynaklanıyor. Bu hem kadın hem erkek için geçerli. Birey olmak kadın için 2 kat daha zor olduğu için iş ortamında daha hırslı, daha keskin olmalarına sebep olabiliyor. Bugüne kadar kadın müzisyen arkadaşlarımla hiç sıkıntı yaşamadım. Hepsiyle de sağlıklı diyaloğum var. Birbirimizi beslememiz, yan yana durmamız gerektiğini düşünüyorum. O nedenle elimden geleni yapıyorum. Özellikle rock kulvarında cebelleşen kadın müzisyenlerin birbirine dört elle sarılması lazım.

Zorlandığınız, pes etmeye yaklaştığınız günler oldu mu?

Hayatımı kendi istediğim gibi yaşamak için çok mücadele etmiş biriyim. Çok sıkıntılı dönemlerim oldu tabii ki her açıdan. “Enerjim kalmadı” dediğim anlar oldu, oluyor da. Başkalarını suçlamaktansa kendim sorumluluk almayı tercih ettim. Bu sadece benim mesleğim değil, hayatım. Öyle de böyle de devam ediyorum. Albüm yaptığım zaman edecek bir lafım olsun, müzikal anlamda fikrim olsun istiyordum. Bu benim 3. solo albümüm ama ilk 2 albümümde, ikisini de çok küçük yaşta yayımlamamış olmama rağmen tamamen inisiyatif kullanmadım. O yüzden bu albümün adı “Her Şeyin Bir Zamanı Var.” İstanbul’a hayaller kurarak gelen ben, bu albümü yapmak için gelmiştim. Tam istediğim gibi bu sefer oldu. Bayağı da zaman aldı!

Şimdi olsa yazmazdım dediğiniz şarkılar var mı?

Yok. Bir durumla ilgili olarak elimden ne gelirse yaparım. Yapılacak bir şey kalmadığına ikna olunca yoluma devam ediyorum. O yüzden de şarkıları söylerken fenalık geçirmiyorum. Ama şarkı sözlerini yazarken düz yazı da yazıyorum, onları dönüp okuyamıyorum mesela.

Bu albümde şu anınızı özetleyecek tek bir mısra hangisi olurdu?

Teferruat adlı şarkı bu albümdeki en özel olanlardan. Repertuvara ilk giren şarkıdır bu. “Çünkü hepsi teferruat, çaresini yazmıyor kitap/Hiç bir kuralı olmayan oyun değil mi şu hayat?”

“BALLI SOMON YAPIYORUM YANINA DA BUHARDA PİRİNÇ”

Sahnedeki kadınla evdeki kadın farklı mı?

Her ikisi de aynı kadın. Kavram karmaşası yaşayan insanlar oldu ama herkesin içinde birden çok kişi var. Ben fazla hareketliyim, yerimde duramıyorum. Profesyonel olarak müzik yapmak çok vakit alsa da zamanı kendim yönetebilme şansım var. Öğrencilik yıllarımda yemek yapmaya başladım. Müzikten sonra bana en çok iyi gelen şey yemek yapmak ve yemek. Tencere yemeklerinin hepsine bayılıyorum, etliler, zeytinyağlılar…

Ballı somon yapıyorum mesela, yanında buharda pirinçle. Çok güzel makarna yaparım, kendi tariflerimle. Her halim birbirini besliyor. Hayatımı eğlenceli hale getirmeye, zamanı iyi değerlendirmeye çalışıyorum. Eskiden, daha gençken öyle değildim. “Öf pöf” dediğim zamanlar oldu. Hayatta yol alınca en önemli iki şeyin sağlık ve zaman olduğunu fark ettim. O yüzden her günü, her şeye rağmen zevkli ve güzel kılmaya çalışıyorum. ‘Ballı somon yapıyorum yanına da buharda pirinç’

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s