‘Barışı sağlayacak olan müziktir’

Baba_Zula_00

15 Ağustos 2015

Müzikte 20’nci yaşını kutlayan Baba Zula, Bodrum’da, gün batımında şahane bir konser verdi. Chill-Out Festival bugün Çeşme’de devam ediyor. Gitmek isteyenler için Baba Zula’yla sohbet ve hazırlık için şarkı listesi burada!

Dünyada ne olursa olsun imdada müzik koşar aslında. Feryatlar, ağıtlar da müziktir, kahkahalar, fısıltılar da… Hiçbir siyasi partinin yapamayacağını yapar müzisyenler; her dinden, dilden, ırktan insanı hiç ayrım yapmadan aynı ritimde, aynı sahnenin önünde buluştururlar. Müziğin susturulmasına bu yüzden karşıyız ve her şeye inat senelerdir devam edebilen müzik festivallerine âşığız. Chill-Out Festival de bunlardan biri. Bugün Çeşme Madeo Beach’te gerçekleşecek Chill-Out Festival Çeşme by Bridgestone’da, Bob Moses, Benoit & Sergio, dOP, Joyce Muniz gibi kendi kulvarında farklılık yaratan isimler sahne alacak. Geçen hafta #BridgestoneChillOutFestDiaries ekibiyle Chill Out Bodrum’da, Xuma Beach’teydik ve günün en “kalça kıvırttıran”, en renkli ve en “olana bitene selam çakan” grubu Baba Zula’yla konuşma imkânı yakaladık.

■ Az önce Japonya’da çıkan ilk plağınız geçti elimize, “34 Oto Sanayii”… Galiba Barış Manço’dan sonra en çok sevilen Türk müzisyenler sizsiniz Japonya’da.

Murat Ertel: Grup olarak, evet ama bizden önce Fazıl Say da var. Çok güzel bir his bu çünkü biz Japon kültürünü çok seviyoruz.

■ Siz öyle adlandırmasanız da müziğinize “psychedelic” deniyor. Bu müzik türünün Türkiye’de bu derece popülerleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

M.E.: Bu sene 20’nci yılımız, ilk olarak buna bağlıyorum. Dünyada 20 yıl müziğe devam eden sayılı grup vardır. Bu çok zor bir şey. Bu kadar süre olunca epey profesyonelleşmiş oluyorsunuz ve öngörünüz artıyor. 1960-70’lerde psychedelic müziğin en güzeli bence Türkiye’de yapılmıştı. Bütün o Erkin Koray’lar, Barış Manço’lar, Moğollar çok ilginç, devrimci bir müzik yaptılar ama o müziklerle gençliğin ilişkisi özellikle askeri darbelerle koptu. Bizim için kopmamıştı ve biz belki de o kuşakla, o müzikle şimdiki kuşağın köprüsü olduk.

Levent Akman: Türkiye’de pyschedelic müziğin yükselmesi çok geç kalmış bir şey. Bunun 10-15 sene önce gerçekleşmesi gerekiyordu. Şimdi güzel bir ivme yakaladı, olması gereken buydu. Artık yeni grupların önü de açılacak ve her şey daha güzel olacak herhalde.

■ Festivallerde, açık havada mı yoksa mekânlarda, küçük kulüplerde mi çalmayı daha çok seviyorsunuz?

M.E.: Açık havada, festivallerde herhalde. L.A.: Kulübüne göre de değişiyor. Mesela Berlin’de Lido diye çok küçük bir kulüp var, içeri girince yılların havasını soluyorsunuz. Ne müzisyenler çalmış orada. Ama tabii festivaller bambaşka, keşke Türkiye’de daha fazla festival olsa…

■ Müziğin barış için en önemli yollardan biri olduğunu savunuyorum, siz ne düşünüyorsunuz?

M.E.: Öyle zaten.

L.A. Başka yol yok. Müzik çok evrensel ve çok birleştirici bir dil. Biz dünyanın birçok şehrinde çalıyoruz ve bunu görüyoruz. Maalesef dil, kültür ve önyargı bariyerleri var. Bir ülkeden başka bir ülkeye gidince size farklı bakabiliyorlar ama konserlerde bu önyargılar yıkılıyor. Dolayısıyla barışı sağlayacak ve bütün halkları birleştirecek olan da müziktir.

BABAZULA

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s