“Tek Gandalf var o da benim”

lord-rings-hobbit-gandalf-mckellen9 Aralık 2012 – Habertürk

Meraklı bir Hobbit, Bilbo Baggins, peşinde coşkulu bir cüce ordusuyla Lonely Mountain’a doğru ejderha Smaug tarafından çalınan bir hazineyi geri almak için yola çıkar… Hobbit Üçlemesi böyle başlıyor. Ben de onların peşinden Londra’ya gidip Ian McKellen (Gandalf), Martin Freeman (Bilbo Baggins) ve Andy Serkis (Gollum) ile görüştüm.

3 milyar dolar bütçeli Hobbit üçlemesinin ilk bölümü, Beklenmedik Yolcu nihayet 14 Aralık’ta vizyonda. Yepyeni bir teknolojiyle çekilen filmin oyuncuları, aylar önce Londra’da basının karşısındaydı. Ben de Ian McKellen, Martin Freeman ve Andy Serkis ile röportaj yapma şansı buldum. Günlerce hazırlandığım röportajların yayımlanması için bugüne kadar beklemek zorundaydım, çünkü bir gizlilik sözleşmesi imzalamıştım. İnanın o günden beri bu satırları yazmak için resmen ölüp bitiyordum. Ama filmi izleyebilmek için duyduğum sabırsızlık bundan da fazla. Biz röportajları yaparken oyuncular dahi filmi izlememişti. İşte sırayla karşınızda Gandalf, Bilbo Baggins ve Gollum.

Yönetmen Peter Jackson
Jackson, saniyede 48 kare teknolojisinin filmi daha dramatik hale getirdiğini ve insanları filmi iPad ya da bilgisayardan değil sinemada izlemeye teşvik edeceğini düşünüyor. “Yüzüklerin Efendisi’nden beri iPhone, iPad ve başka tabletlerin geldiğine şahit olduk. Artık bu çocukların devri. Bu da beni endişelendiriyor çünkü insanlar filmleri sinemada değil DVD’de izlemeyi ya da download etmeyi tercih ediyor. Çocukların Hobbit’i ilk seferde iPad’den izlemelerini istemiyorum. Bu yüzden bir film yapımcısı olarak sorumluluk duydum ve teknolojinin çıtasını yükseltmek istedim.”

IAN MCKELLEN: TÜRKİYE Mİ? ÇOK GÜZEL BİR ÜLKENİZ VAR
Ian McKellen. Hatta Sir Ian McKellen. Tam yanımda oturuyor, gözlerimin içine bakarak konuşuyor. Gandalf’ın gözleri bana bakıyor ve kendimi bir Hobbit gibi hissetmeme sebep oluyor. Üstünde çok basit siyah bir tişört, boynunda Yeni Zelanda’dan aldığı deri bir kolye. “Çok güzelmiş” diyorum “Evet, ben de çok seviyorum. Yeni Zelanda’dan aldım. Taşının bir özelliği varmış ama ne olduğunu tam bilmiyorum” diyor. Ian McKellen karşımda ve buz mavisi gözleri, Gandalf sesiyle konuşuyor. Daha ne söyleyebilirim ki?

Senelerdir en klasik yöntemlerle film çekmeye alışkınsınız. Oysa bu filmde yepyeni teknolojiler ve bolca yeşil ekran kullanıldı. Nasıl geçti sizin açınızdan?
Bu aslında çok da sizin düşündüğünüz gibi değil. Her şey bir stüdyoda ve yeşil perdenin önünde çekilmedi. Dev bir dağ göreceksiniz mesela. Ben gerçekten de o dağın tepesinde bulundum. Gerçi oraya bir helikopterle gittim, o ayrı. Yeşil ekran önünde çekilen sahneler de var ve onlar biraz sinirleri yıpratıcı çekimler. Hobbitler ayrı bir stüdyoda ben ayrı bir stüdyodayken aynı anda oynayıp filme çekiliyoruz. Onlar da benim yanımdaymış gibi davranmam, o havaya girmem gerekiyor. Her yerde Orta Dünya fotoğrafları vardı, o sayede o ruhu yakalamaya çalışıyordum. Martin Freeman’ın Bilbo olarak benden çok küçük görünmesi gerekiyordu, o yüzden Martin’in yüzüne direkt olarak bakamıyordum. Bunlar zor tabii ama oyunculuk bu.

Bu aslında bir başlangıç filmi, değil mi?
Evet. Aslında Tolkien, Hobbit’i oğluna bir macera kitabı olarak yazmış sonra Yüzüklerin Efendisi gelmiş. Biz tersten gittik.

Hobbit’e başta dahil olmayacağınıza dair söylentiler çıkmıştı. Aslı nedir bunun?
Peter Jackson başta Hobbit’i yönetmeyeceğini söylemişti. Sonra yöneteceğini söyledi. Sonra yeniden yönetmeyeceğini söyledi. Bu böyle devam etti. Ben de kendimi artık filmin çekilmeyeceği olasılığına hazırlamıştım. Ama sonradan her şey yoluna girdi ve ben de Yeni Zelanda’ya gidip kendimi Orta Dünya’nın içinde buldum. Zaten Gandalf’ı başkasının oynamasına razı olamazdım.

Orta Dünya’ya yeniden döndüğünüz için mutlu oldunuz mu?
Orta Dünya’ya geri dönmek ailenle yeniden buluşmak gibi. Çünkü sadece kamera önünde değil kamera kapalıyken de aile gibiyiz. Çok uzak ama çok iyi vakit geçirdim. Harika bir oyuncu kadrosu harika bir ortam var sonuçta. Ama Yeni Zelanda’ya tatil için gitmem herhalde. İş için gitmeyi de bir süre düşünürüm. Zaten hâlâ 5 haftalık bir çekim yapmamız gerekli orada. Biraz yoruldum, Hobbitler kadar genç değilim. İnsanlar “Bu sefer de geçen seferki gibi iyi geçiyor mu” diye soruyordu, ben de “Evet en az geçen seferki gibi organize olamadan geçiyor” diyordum. Bu şaka tabii. Uluslararası hava alanlarında beklemek ve uzun uçuşlar işin tek yorucu kısmı.

Peki tüm o aksiyon sahnelerinde bir yandan sakallarınız, bir yandan uzun pelerinlerle nasıl başa çıkıyorsunuz?  Genç değilim diyorsunuz ama gençlerden daha çevik hareket ediyorsunuz…
Tatlım, aramızda kalsın ama o sahnelerde gördüklerinin çoğu ben değilim. Yakın çekimler hariç… Yoksa dediğin gibi, o sakalla ve pelerinle bırak dövüşmeyi, yürümem bile zor.

Türkiye’de ne kadar çok hayranınız olduğunun farkında mısınız?
Sen Türkiye’den mi geliyorsun? Çok güzel bir ülkeniz var.

HOBBIT VE YÜZÜKLERİN EFENDİSİ SEVENLER İÇİN BUNLAR DA VAR: 

1- ANDY SERKIS BENİM İÇİN 'KIYMETLİMİSSS' DEDİ

2- 'İLK SAHNEM GOLLUM'LAYDI'

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s